Ana Sayfa / SÜRÜCÜ EĞİTİMİNDE DÜN, BUGÜN VE YARIN..

SÜRÜCÜ EĞİTİMİNDE DÜN, BUGÜN VE YARIN..

SÜRÜCÜ EĞİTİMİNDE DÜN, BUGÜN VE YARIN

“Yönetmelikler değişebilir, eğitim yöntemleri gelişebilir; ancak kaliteli sürücü yetiştirme sorumluluğumuz değişmez.”

Trafik, yalnızca araçların hareket ettiği bir alan değil, aynı zamanda insanların hayatlarının kesiştiği önemli bir yaşam alanıdır. Bu nedenle sürücü eğitimi, sadece bir belge alma süreci olarak değil; insan hayatına dokunan, toplumsal sorumluluk taşıyan ciddi bir eğitim alanı olarak değerlendirilmelidir.

Yaklaşık otuz yıla yaklaşan sektör tecrübem boyunca sürücü eğitiminin ülkemizde geçirdiği değişim ve dönüşüme birebir şahit oldum. 1997-2007 yılları arasında sektörümüzün farklı kademelerinde görev alarak başladığım bu yolculukta; 2007 yılında kurmuş olduğumuz Özel Can Sürücü Kursu ve 2019 yılında faaliyetlerine başlayan Özel Can-2 Sürücü Kursu ile binlerce vatandaşımızın sürücü belgesi almasına ve daha bilinçli sürücüler olarak trafikte yer almasına katkı sunduk.

Sürücü eğitimi sektörünün gelişimi yalnızca kurs açmakla değil; sektörün haklarını koruyacak, eğitim kalitesini artıracak ve ortak aklı oluşturacak güçlü mesleki yapılanmalarla mümkündür. Bu anlayışla yıllar içerisinde dernek, federasyon ve konfederasyon çalışmalarında aktif görev alarak sektörümüzün sorunlarını yakından takip etmeye ve çözüm üretmeye gayret ettim. Bugün ise TÜSEKON Genel Sekreteri ve Aksaray Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevime devam etmekteyim.

 

DEĞİŞEN YÖNETMELİKLER, DEĞİŞEN SORUMLULUKLAR

Sürücü eğitimi sektörü, değişen ihtiyaçlar ve gelişen trafik koşulları doğrultusunda sürekli yenilenmeyi gerektiren dinamik bir yapıya sahiptir.

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenlemeler; eğitim süreçlerinden sınav uygulamalarına, direksiyon eğitimlerinden denetim mekanizmalarına kadar birçok konuda önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Nitekim yalnızca son on bir yıllık döneme baktığımızda, Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği üzerinde 2013 yılından 2024 yılına kadar yaklaşık on beş ayrı değişiklik yapılmıştır. Bu durum, sürücü eğitimi sisteminin sürekli gelişen, güncellenen ve değişen ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirilen dinamik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.

Yapılan her değişikliğin temel amacı; trafik güvenliğini artırmak, eğitim standartlarını yükseltmek ve daha nitelikli sürücüler yetiştirmektir.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, son yıllarda sürücü eğitiminin geliştirilmesi adına ortaya konulan çalışmaları önemli ve değerli buluyorum. Sektörümüzün gelişimine katkı sağlayan, eğitim kalitesinin yükseltilmesi adına gayret gösteren Millî Eğitim Bakanlığımıza, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğümüze ve bu süreçlerde emeği bulunan tüm yetkililerimize teşekkür ediyorum.

Ancak unutulmamalıdır ki yönetmeliklerin başarısı yalnızca yayımlanmalarıyla değil, sahada uygulanabilir olmalarıyla ölçülür.

Bu nedenle yapılacak her düzenlemenin;

  • Eğitim kalitesini artıran,
  • Trafik güvenliğine doğrudan katkı sağlayan,
  • Sahada uygulanabilir olan,
  • Kurumları ve vatandaşları gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakmayan,
  • Kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkelerine uygun olan,
  • Sektörün sürdürülebilirliğini koruyan

bir anlayışla şekillenmesi gerektiğine inanıyorum.

Özellikle düzenleme süreçlerinde sahadan gelen görüşlerin, eğitimcilerin tecrübelerinin ve sektör temsilcilerinin önerilerinin dikkate alınması, alınacak kararların başarısını daha da artıracaktır.

Çünkü iyi yetişmiş bir sürücü; daha güvenli trafik, daha az kaza, daha bilinçli toplum ve daha güçlü bir eğitim sistemi demektir.

 

KAMERA VE GPS SİSTEMİ ZORUNLULUĞU ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

Son dönemde gündeme gelen eğitim ve sınav araçlarında kamera ve GPS sistemi zorunluluğu konusu, sektörümüzde önemli değerlendirmeleri ve tartışmaları beraberinde getirmiştir.

Elbette eğitim süreçlerinin denetlenmesi, şeffaflığın artırılması ve eğitim faaliyetlerinin kayıt altına alınması önemlidir. Ancak getirilecek her yeni uygulamanın sahada uygulanabilir olması ve sektör üzerinde oluşturacağı etkilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Teknolojik gelişmelerin eğitim süreçlerine katkı sağlaması elbette değerlidir. Ancak yapılacak düzenlemelerin sağlayacağı fayda ile oluşturacağı maliyet arasında makul bir dengenin kurulması da büyük önem taşımaktadır.

Bunun yanında konu yalnızca maliyet boyutuyla değil, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması açısından da değerlendirilmelidir.

Direksiyon eğitimi sırasında araç içerisinde sürekli görüntü ve konum kaydı alınması; kursiyerlerin, usta öğreticilerin ve diğer kişilerin kişisel verilerinin işlenmesi anlamına gelmektedir. Bu durum ise veri güvenliği, kayıtların saklanması, erişim yetkileri ve kayıtların kullanım amacı gibi konularda önemli sorumlulukları beraberinde getirmektedir.

Özellikle kayıtların muhafazası, korunması ve üçüncü kişiler tarafından erişilmesinin önlenmesi hususlarında kurumların ciddi yükümlülüklerle karşı karşıya kalabileceği unutulmamalıdır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında doğabilecek sorumlulukların da dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca eğitim aracında sürekli kamera kaydı alınmasının, özellikle ilk kez direksiyon eğitimi alan kursiyerler üzerinde ek stres ve baskı oluşturabileceği de göz ardı edilmemelidir. Sürücü eğitiminde amaç; adayın kendisini rahat hissederek öğrenmesini sağlamak ve güvenli sürüş becerilerini geliştirmektir.

Yönetmelikler elbette değişebilir, gelişebilir ve güncellenebilir. Ancak yapılacak her düzenlemenin; eğitim kalitesini artıran, trafik güvenliğine doğrudan katkı sağlayan, sahada uygulanabilir olan, kurumları ve vatandaşları gereksiz maliyetlerle karşı karşıya bırakmayan, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ilkelerine uygun olan, sektörün sürdürülebilirliğini koruyan bir anlayışla şekillendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

Çünkü sürücü eğitiminde asıl hedef; teknolojik ekipmanları artırmak değil, trafik bilinci yüksek, kurallara saygılı ve güvenli sürüş becerisine sahip sürücüler yetiştirmektir.

 

FARK SINIF EĞİTİMLERİNDE ALTERNATİF BİR YAKLAŞIM

Sürücü belgesi sınıfları arasında geçiş yapacak adayların eğitim sürelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Eğitim sürelerinin belirlenmesinde yalnızca mevzuat hükümlerinin değil, sahadaki uygulamaların, sürücülerin mevcut deneyimlerinin ve eğitimcilerin tecrübelerinin de dikkate alınması gerekmektedir.

İlk kez sürücü belgesi alacak adayların yeterli düzeyde direksiyon eğitimi alması trafik güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Hayatında ilk kez direksiyon başına geçen bir adayın trafik kültürü kazanması, araç hâkimiyetini geliştirmesi ve güvenli sürüş alışkanlıkları edinmesi için yeterli süre ayrılması gerekmektedir.

Ancak mevcut bir sürücü belgesine sahip, yıllardır aktif olarak trafikte bulunan ve belirli bir sürücülük deneyimi kazanmış adayların eğitim süreçlerinin de kendi gerçekliği içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Temel yaklaşım; ilk kez sürücü belgesi alacak adayların eğitim kalitesini artırırken, mevcut sürücü belgesi bulunan ve aktif trafik deneyimine sahip sürücülerin eğitim süreçlerini daha verimli hâle getirmek olmalıdır.

Örneğin yıllardır trafikte aktif olarak araç kullanan bir sürücünün üst sınıf bir belge alırken tekrar temel sürüş becerileri üzerine uzun saatler eğitim alması yerine; kullanacağı aracın teknik özellikleri, güvenli sürüş teknikleri, manevra kabiliyeti, kör nokta farkındalığı ve sınıfa özgü uygulamalara yoğunlaşması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bu doğrultuda yapılacak bir düzenlemede;

  • Mevcut sürücülük deneyiminin dikkate alınması,
  • Eğitim sürelerinde verimliliğin esas alınması,
  • Eğitim kalitesinden ödün verilmemesi,
  • Kurum ve kursiyer maliyetlerinin gözetilmesi,
  • Sektörün sürdürülebilirliğinin korunması

önemli kriterler arasında yer almalıdır.

Belirlenecek sürelerin ilgili belge sınıfları için asgari eğitim süreleri olarak değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Çünkü amaç eğitimi azaltmak değil, sürücünün mevcut bilgi ve tecrübesini dikkate alarak eğitim sürecini daha verimli hâle getirmektir.

Bununla birlikte sürücü adayının talep etmesi veya usta öğreticinin gerekli görmesi hâlinde ilave direksiyon eğitimi alınabilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamalıdır. Çünkü her sürücü adayının öğrenme süreci, beceri düzeyi ve ihtiyaçları farklıdır.

Kimi aday belirlenen asgari sürede yeterliliğe ulaşabilirken, kimi adayın daha fazla uygulama yapmaya ihtiyacı olabilir. Eğitim sistemi bu farklılıkları dikkate alabilecek esnekliğe sahip olmalıdır.

Sürücü eğitiminde başarıyı belirleyen unsur yalnızca ders saati sayısı değil, verilen eğitimin içeriği, kalitesi ve sürücüye kazandırdığı davranış değişikliğidir.

 

TEORİK DERSLER GÜNÜMÜZ ŞARTLARINA GÖRE GÜNCELLENMELİDİR

Sürücü eğitiminde yalnızca direksiyon uygulamaları değil, teorik eğitim yapısı da günümüz şartları ve değişen kursiyer profili dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir.

Mevcut sistemde trafik, motor, ilk yardım ve trafik adabı dersleri toplam 34 saat olarak verilmektedir. Ancak günümüzde sürücü kurslarına kayıt yaptıran adayların önemli bir bölümü çalışan, aile sorumluluğu bulunan ve zaman yönetimi konusunda zorluk yaşayan yetişkin bireylerden oluşmaktadır.

Bu nedenle teorik eğitim yapısının hem eğitim kalitesini artıracak hem de derslere katılımı teşvik edecek şekilde güncellenmesi gerektiğine inanıyorum. Bugün birçok kursiyerimiz teorik derslere katılmak istemediğinden değil; iş hayatı, vardiyalı çalışma düzeni ve günlük yaşamın yoğunluğu nedeniyle düzenli katılım konusunda zorluk yaşamaktadır.

Bu kapsamda trafik, motor, ilk yardım ve trafik adabı derslerinin günümüz ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılandırılarak daha sade, daha güncel ve daha bütünleşik bir içerikle “Sürücü Eğitimi” başlığı altında değerlendirilmesi düşünülebilir.

Buradaki amaç eğitimi azaltmak değil; eğitimi daha verimli, daha anlaşılır, daha uygulanabilir ve teorik derslere katılımı artıracak bir yapıya kavuşturmaktır.

Ayrıca teorik eğitim içeriklerinin günlük trafik hayatıyla daha fazla ilişkilendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Kursiyerlere yalnızca mevzuat bilgisi aktarmak yerine, trafikte karşılaşabilecekleri gerçek durumlar üzerinden eğitim verilmesi çok daha kalıcı ve faydalı olacaktır.

Örneğin;

  • Trafikte sık karşılaşılan trafik işaret ve levhalarının anlamları,
  • Kavşak uygulamaları ve geçiş öncelikleri,
  • Hız yönetimi ve takip mesafesi,
  • Motosiklet ve bisiklet farkındalığı,
  • Yayalara yaklaşım kuralları,
  • Okul, hastane ve yaya yoğunluğu bulunan bölgelerde sürüş davranışları,
  • Defansif sürüş ve risk algısı,
  • Trafikte iletişim ve sürücü sorumluluğu

gibi konulara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Artık ezber odaklı değil;

  • Bilinç oluşturan,
  • Trafik kültürü kazandıran,
  • Doğru karar verme becerisini geliştiren,
  • Güvenli sürüş alışkanlığı oluşturan

bir eğitim anlayışına ihtiyaç bulunmaktadır.

Çünkü sürücü adayları yalnızca sınavı geçmek için değil, trafikte doğru karar verebilmek ve güvenli sürüş alışkanlığı kazanabilmek için eğitim almaktadır.

 

SEKTÖRÜN EN ÖNEMLİ SORUNLARINDAN BİRİ: FİYAT DİSİPLİNİ

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemelerle birlikte taban ücret uygulaması hayata geçirilmiştir. Bu düzenlemenin amacı; haksız rekabeti önlemek, eğitim kalitesini korumak ve kurumların sürdürülebilir şekilde faaliyet göstermesini sağlamaktır.

Taban ücret uygulaması, yalnızca ekonomik bir düzenleme değil; aynı zamanda sürücü eğitiminin kalitesini korumaya yönelik önemli bir adımdır.

Bu uygulamanın sektör genelinde benimsenmesi;

• Haksız rekabetin önlenmesine,
• Eğitim kalitesinin korunmasına,
• Kurumların ekonomik sürdürülebilirliğinin güçlenmesine,
• Sektörün saygınlığının ve kurumsal yapısının gelişmesine

önemli katkılar sağlayacaktır.

Sürücü kursları birbirinin rakibi olabilir; ancak sektörün geleceği söz konusu olduğunda aynı geminin yolcularıdır.

Bu nedenle belirlenen kurallara hep birlikte sahip çıkmamız, sektörümüzün geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Artık sektör olarak emeğimizin değerine sahip çıkma, eğitim kalitesini koruma ve ortak kurallar etrafında hareket etme zamanı gelmiş, hatta geçmektedir.

 

BU KÖŞEDE SEKTÖRÜN ORTAK SESİ YER ALACAK

Bu köşe; yalnızca bireysel görüşlerin paylaşıldığı bir alan değil, sürücü eğitimi sektörünün ortak hafızasını ve ortak aklını yansıtacak bir platform olmayı hedeflemektedir.

Bu platformda sektörümüzün farklı illerinde görev yapan yöneticiler, eğitimciler, dernek başkanları, usta öğreticiler ve meslektaşlarımız tecrübelerini, görüşlerini ve çözüm önerilerini paylaşabilecektir.

Bu yazı vesilesiyle ben de bu köşede görüşlerini paylaşan üçüncü isim olmanın sorumluluğunu ve mutluluğunu taşıyorum.

Bu platformda kaleme alınacak her yazının; bireysel yaklaşımlardan çok sektörün ortak sorunlarına, çözüm önerilerine ve geleceğine katkı sunması gerektiğine inanıyorum.

Çünkü sektörümüzün bugün en fazla ihtiyaç duyduğu unsur; ayrışma değil birlik, bireysel yaklaşım değil ortak akıl, eleştiri değil çözüm üreten bir anlayıştır.

Önümüzdeki süreçte bu köşede yalnızca sorunları değil; çözüm önerilerini, iyi uygulama örneklerini, sektörel gelişmeleri ve geleceğe dair vizyonumuzu da birlikte konuşacağız.

ORTAK AKIL, GÜÇLÜ GELECEK

Sürücü eğitimi sektörü geçmişten bugüne birçok zorluk yaşamış, ancak her zaman meslektaşlarımızın dayanışması ve ortak çabaları sayesinde ayakta kalmayı başarmıştır.

Bugün sektörümüz geçmişe göre daha güçlü, daha kurumsal ve daha tecrübeli bir noktadadır. Ancak değişen teknoloji, artan trafik yoğunluğu ve sürekli güncellenen mevzuat karşısında kendimizi geliştirmeye ve geleceğe hazırlamaya devam etmek zorundayız.

Yönetmeliklerden eğitim sürelerine, teorik eğitimden sektör disiplinine kadar her konuda ortak hedefimiz; daha bilinçli sürücüler yetiştirmek, eğitim kalitesini yükseltmek ve trafik güvenliğine katkı sağlamaktır.

Zaman zaman görüş ayrılıkları, kırgınlıklar ve farklı düşünceler yaşanabilir. Ancak sektörümüzün bugün ihtiyaç duyduğu şey ayrışmak değil, ortak hedeflerde birleşmek; sorunları büyütmek değil, çözüm üretmektir.

Konfederasyonumuzun, federasyonlarımızın, derneklerimizin ve sektör temsilcilerimizin güçlü olabilmesi; ancak meslektaşlarımızın desteği, katkısı ve ortak sorumluluk bilinciyle mümkündür.

Sürücü eğitimi yalnızca bugünü değil, geleceğin trafik kültürünü de şekillendirmektedir. Bu nedenle atılacak her adımın, yapılacak her düzenlemenin ve ortaya konulacak her çalışmanın uzun vadeli bir bakış açısıyla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Güçlü bir sektör; güçlü kurumlarla değil, ortak hedefler etrafında kenetlenmiş meslektaşlarla oluşur.

Saygılarımla.

Ahmet PEKTAŞ
TÜSEKON Genel Sekreteri
Aksaray Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı